11 Eylül 2009 Cuma

Son 1 hafta

1 Haftadır yazıcam yazıcam diyorum bir türlü denk gelmedi ve kümül halde yazmaya karar verdim:
-Eurobasket 2009 başlamadan önce bu takımdan hiçbir şey olmaz diye düşünüyordum, Litvanya maçı öncesinde Ömer Onan'ın oynamayacağını duyunca fark yeriz, bu grupta averaj takımı oluruz dedim ama çok iyi oynayıp kazandık, Bulgaristan maçı beklediğim şekilde geçti bir süpriz olmadı benim açımdan, Polonya'ya yeniliriz seyirci+hakem baskısı yüzünden ama onları kendi silahları olan uzun rotasyonu daha doğrusu Ömer Aşık'la vurduk. Şu an için çok iyi gidiyoruz Cumartesi İspanya'ya kaybetsek bile sıkıntı olmaz ama olurda yenersek büyük ihtimal çeyrek finali garantileriz.
-Geçen sezon basket finalinde şampiyonluğu elimizden alan Sinan Güler bu turnuvada muhteşem bir görüntü çiziyor, şu takımdan kimi istersin deseler 1 numaraya Sinan Güler'i 2 numaraya da Ersan'ı yazarım hiç düşünmeden
-Yaşanan sel felaketi gerçektende ne kadar zavallı bir yönetim tarafından yönetildiğimizi, daha doğrusu yönetilemediğimizi, yaşanan hiçbir kötü olaydan ders alınmadığını göstermekte. 31 kişi ölüyor ölenlerin suçu, doğa intikamını aldı gibi açıklamalar yapılabiliyor, Melih Gökçek ise alt katta oturanlar komşularında kalsın sel olabilir diyor oldu zaten herkes birbirini misafir etmek için can atıyor, açıklamaya bak inanılmaz ve bu adam 15 yıldır belediye başkanı.
-Ankaraspor PFDK'ya sevkedildi böyle bir olay zaten ancak Türkiye'de olabilecek türden, bekleyip görmek lazım çıkacak sonucu,
-Dünya Kupasında yokuz, Çarşamba akşamki maçtan sonra bu artık netleşti bence ve artık milli takıma o mevkiyi kaldırabilecek, kişisel egolarından çok takım olgusunu yerleştirecek, o koltuğa yakışan, beni, seni, onu daha iyi temsil edicek birinin geçme zamanı gelmiştir ve geçiyordur. Şurada yazmışız daha önce

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Yazış teknikleri

Yer: Şirket Yemekhanesi
Tarih:Bugün
Saat:12:05
Konu:Yazış teknikleri
Taraflar:1975 doğumlu bir balta ve doğum tarihi belli olmayan 19-20 yaşlarında genç bir kız

Öğlen yemeği için bulunduğum yemekhanede bugün istemeden(!!!) kulak misafiri olduğum diyalog aşağıdaki gibidir, yorum siz değerli okuyucularımıza aittir:

Erkek: ben kaç yaşındayım biliyor musun?
Kız:Hayır bilmiyorum, kaç yaşındasın?
Erkek:Sence kaç yaşındayım?
Kız:Bilmiyorum söleseneeeeee (2-3 kere oldu bu diyalog en sonunda yeter lan söle işte dicektim.)
Erkek:34 yaşındayım
Kız:İnanmammmmm
Erkek: Valla 1975 doğumluyum yani 34 yaşındayım
Kız:Ayyyyy inanmıyorum hiç göstermiyorsun
Erkek: Gerçekten mi?
Kız: Evet (Gerçekten mi?-Evet korelasyonu da 3-5 kere oldu )
Erkek:(İnceden yazma eğilimi başladı) Sen 19 yaşındaydın dimi?
Kız:Evet
Erkek: Bence 19-20 yaşındaki kızlar kendilerinden büyük erkeklerle ilişki yaşamalı, kızlar erkeklere göre daha olgun oluyor, ayrıca bende 19-20 yaşında gibiyim hiçbir farkım yok onlardan, mesela sen 19 yaşında bir erkekle mi birlikte olmayı tercih edersin kendinden büyük bir insanla mı?
Kız:Kendi yaşıtlarımla pek olmuyorrrrr zatennnnnnn (nnnn de anlamsız bir vurgu bardağı fırlatasım geldi o anda)
Erkek: Dediğim gibi benim onlardan hiçbir farkım yok, ama şöyle bir sıkıntı var benim açımdan ben şimdi 19-20 yaşında bir kızı ailesinden istemeye gitsem ailesi vermez bu adam diye
Kız: Hhehehahhhahrhheheheheh (gerizekalı)

TOZ daha fazla dayanamayarak yemekten gözünü ayırıp 1975'li baltaya bakar, balta da ona avını yakalamış öküzzz gibi bakar ve TOZ içinden senin taaaaaa diyip yerinden kalkar, arkasına bile bakmaz...

28 Ağustos 2009 Cuma

Fenerbahçe-Sion

Turu ilk maçta %90 geçmiş olmanın verdiği rahatlık ve laubalilikle başlayan mücadelede 2.nci dakikada Sion defansının yaptığı denyoluk sonucunda Dos Santos'un topu kapıp golü atmasıyla herkes bu maç 5 olur 10 olur diye düşünüyordu. Biz ise Dos Santos'un topu kaptığı pozisyonu tam olarak göremedik nedeni ise arkamda oturan ONS'dan çekirdek alıp bir yanımda oturan Kanga ve diğer yanımda oturan Gömer'i besleme isteğimdir :))) Neyse çekirdeğe devam ederken yok böyle bir gol tarzı bir gol yedik, eskiden duran top canavarı bizdik ama artık her duran top bize sıkıntı yaratıcak gibi görünüyor, orta geliyor adam 800 kişi arasından zıplayıp kafayı vurabiliyor bizimkilerde yukardaki martıları seyrediyor. Neyse olur dedik derken canı sıkılan Volkan çıktı ortaya zeka kokan penaltısı ve hakemin vermediği kırmızı kartı ve CHABAB'ın golü. Bu golün üstüne göz göze gelen bizler hep bir ağızdan Busted, Fucked Up olduk derken Kazım Kazım'ın akıl kokan penaltı olmayan penaltısı geldi. Burda işin ilginç noktası bu Kazım'ın aptal sümüklü çocuk hareketleri ben atıcam diye topa koşuyo, Semih bi sitir diyo, elinden şekeri alınmış çocuk gibi oynamıyorum diyor, oynamazsan oynama lale hayret bişi ya. Bu dakikadan sonra canı sıkılan taraftar devreye giriyor ve düne dair tek güzel şey taraftardı gerçekten müthişti, görülmeye değerdi.
Christian kafayı kestirince Alex gibi olmuş, hatta Alex zanneden bile oldu, bu takımda Emre veya Alex'ten biri yoksa bir daha o maça gidilmez bunu farkettim bir kez daha. Taraftarda anlamadığım bir diğer nokta ise Selçuk ve Uğur'a yapılan tepki, tamam Uğur pek topçu diil yetenekleri kısıtlı ama bu mudur, son bir sözde Daum'a dakika 20'de 2 oyuncu değişikliği yapardım ben sen nasıl 75 dakika dayandın ve peki Özer'i 89'da oyuna alınca eline ne geçti????

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Rezalet

Pazartesi akşamının özeti tek kelime ile rezalet, maç içi,sonu yaşananların tek açıklaması budur. Bu ligde Diyarbakırspor'un bana göre yeri yoktur, haketmiyorlar ve çok merak ediyorum kaç maç ceza alacaklarını, sahaya atılmayan madde yoktu, sadece elektronik eşya (buzdolabı, çamaşır makinesi vs.) atılmadı. Provakasyon diyorlar olabilir ama sadece İstiklal marşını ıstıklamaları bile bence bu ligde yerleri olmadığını gösterir...

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Coming Next


Fringe

Bu akşam son bölümünü seyretmeye kıyamayacağım dizi neyseki geç tanıdık 2. sezon Eylül'de başlıyor. ONS bu olay tam bir FML.









14 Ağustos 2009 Cuma

Dalga Geçmek

Kesinlikle dalga geçiyorlar 55 TL lik bilet fiyatı üstüne herkes s.gitsin kombinesini alsın diyor bir bakıma haklı bir bakıma haksız bir durum neyseki kombinemiz var çok şükür böyle dertlerle uğraşmıcaz ama sıkıntılı bir durum...

14 Temmuz 2009 Salı

Sezon başları

Oldum olası sezon sonlarını hiç sevmem bunun birkaç nedeni vardır:

-Fenerbahçe'yi severim ve hep yanımda olsun isterim,
-Futbol denen olayı severim,
-Transfer haberlerini hiç sevmem.

Kendimi hep eğitmeye çalıştım adam imzayı atana kadar inanma, fazla gazete okuma ama işte öyle olmuyor. Aziz Yıldırım 15 Haziran'a kadar transferi bitiricem dediği için bunların hiçbirini yapamadım bu sezon arasında. Bugün tarih 14 Temmuz yani 1 ay geçti ve halen takımda eksiklikler var Herr Daum 2 transfer daha yapıcaz diyor - ki bence 3 lazım, ön libero, sol açık, forvet- biri %99.9 ön libero, diğeri ise forvet olur diye düşünüyorum. Takım Almanya kampına gitti Guiza efendi meydanda yok, 30 Temmuz da ön eleme maçı oynanıcak ve tahminim 2 sene önceki gibi ilk turun sonuna yetişicek bu transferler (bknz:Deivid, Kezman). Yöneticiler hep konuşuyor sezon ortasında gelecek sezonun planları yapılıyor, transfer listeleri belirleniyor hani nerde hocam adama sormazlar mı? Bu dediklerini yapan insan zaten Türk olamaz, yurdum insanı son dakika hareketlerini sever beni kimse ikna edemez Beşiktaş 2008 yılından beri Ferrari'yi izliyor diye mesela. Türkiye'de transfer ÖSS sistemi gibi yürüyor puanın 100 ise 150'lik üniversiteleri en yukarıya yazıyosun ya tutarsa diye sonunda da ya 102lik üniversiteye ya da 99 luğa giriyorsun o yüzden Ferrariler, Josico'lar, Diatta'lar geliyor. Neyse konu dağılmasın başa dönelim bu sene camia büyük beklenti peşinde çünkü geçen seneki transferler kimseyi tatmin etmedi yazılan isimlere bakınca insan yuh diyor hatta şizofrene bağlayıp resmi siteyi kontrol ediyor klüp yalanladı mı diye haberleri, Roberto Carlos'u yalanladılar Ronaldinho yoldu yoruldum artık bir sene de transferi erken bitirin artık.
Adı geçen isimler:
Hamit
Lucio
Toni
Emana
Nilmar
Poulsen
Ronaldinho
Robben
................................................................
sonu yok daha var ama yeter yazmıcam

7 Temmuz 2009 Salı

Şeker gibi kura.

Biz trabzonu, sivas bizi takip ediyor. Meali: iyi bir Trabzon bizim işimizi kolaylaştırır, raakipler trabzonu yenmeye çalışırsa, bize nispeten yorgun ve demotive çıkabilirler.. tabi burda yine sivas en ballı, raakipleri once Trabzon, sonra fenerle karşılaşıp, sivas karşısına bitik çıkıcaklar.. sivas yine ilk 2 yi zorlar..

Beşiktaşımız ankarasporu takip ederken, beşiktaşımızı kasımpaşa takip ediyor. Meali: Beşiktaşımız bu sene babayı alır.. kasımpaşa süpriz yapabilir.

6s gaziantepi takip ediyor. gs yi ise kayseri takip ediyor. Meali: reykartlı 6s nin napıcaa belli olmaz, ben hüsran bekliyorum. Kayseri de yine uefaya katılmayı zorlar.

Sezon sonu tahminim:

Sivası şampiyon yapmak için fırına verilmiş bir fikstür. Fener ve Trabzon hırpalasın sivas 3 puanı mideye indirsin.

Ayrıca sivas ne zaman seri yakalasa bizden tokadı yiyip düşüşe geçer. Bu nedenle fener belasını uzak tutmak için sezon başına koymuşlar, akıllarınca bizi hazırlıksız yakalıcaklar.

Denizlispor maçı ile sezonu açıyor olmamız ise federasyonun dahi daum a bir kıyağı olsa gerek..

yine Trabzon son maç aq. Kaçıncı sezon oldu bu.

Ama neticede fikstür bizim için fena değil.

Sizlere keyifli seyirler bol çekirdek dilerim mabedde.

3 Temmuz 2009 Cuma

Kariyer Planlaması

Aşağıda okuyacaklarınız yazıdaki kişiler ve firmalar tamamen hayal ürünü değildir... Kıyaslanacak kişi ise Servet Çetin'dir.


Sene 2004 aylardan Temmuz, TOZ başarılı okul yaşantısına son noktayı koyup profesyonelliğe adım atıyor, rakipleri tatil beldelerinde danalar gibi yatarken kendisi o sıcakta ben artık çalışıp büyük adam olmalıyım diyor. İlk adım Big 4'un hemen altında yer alan bir denetim firması. (Neden Big 4 da Big 5 değil diye düşünüyor insan) Servet Çetin bu süre zarfında Fenerbahçe'de oynamakta ama biz onu Denizlispor'dan daha transfer olmamış düşünelim. TOZ burda başarılı bir dönem geçirmektedir tıpkı Servet Çetin gibi ve büyük klüplere göz kırpmaktadır(!!). TOZ askere gidip geri döndüğünde futbola başladığı klüpte devam etmek istediğini açıklar ve transfer tekliflerini reddeder. Fakat elde olmayan sebeplerden ötürü transfer olmak zorunda kalır; transfer olunan şirket o sektörün adeta Fenerbahçe'sidir. Servet'te bu süreçte Fenerbahçe'ye transfer olur. İlk başlarda hem TOZ hem Servet bocalarlar, geldikleri yerlerde adeta kraldılar ama transfer oldukları klüplerde kraldan çok kralcılar olduğunu görürler ve Servet'in kameralara efsane yakarışı gelir: "Çekin, çekin bir yıldız kayıyor" TOZ'da böyle düşünmektedir, çıkışa geçen kariyerlerinde düşüş başlamıştır bu ikilinin Servet Sivasspor'a transfer olur ve tekrar kral olacağı günlerin hayalini kurar tıpkı TOZ gibi ve TOZ'da transfer olur. Ve ikilinin tekrar yıldızları parlar, Servet 500bin Euro'ya geldiği Galatasaray'dan 8 milyon Euro'ya yurtdışından teklif almıştır, artık bu ikili için hedef yurtdışıdır...
Bu arada hedef demişken hedefine çok yaklaşmış olan ONS'u burdan tekrar tebrik ediyorum...